oguzhan's profilefrozen anarchistPhotosBlogListsMore ![]() | Help |
|
ziyaret ettiklerim/visited sites
|
December 30 CHP KİMDİR?CHP KİMDİR? Öncelikle şu sorunun cevabını vererek yazımıza devam edelim: Cumhuriyet Halk Partisi, Sosyal Demokrat bir parti midir? Bu sorunun yanıtı kesinlikle hayırdır. Çünkü 1950’li yıllara kadar tek parti misyonuyla hareket eden bu parti 1950’den sonra emekçilere, Kürtlere, Alevilere ve dindar insanlara karşı güvensiz ve tepeden bakan bir parti olma özelliğini –her ne kadar 1974–1978 ve 1988–1991 sürecinde daha esnek gibi gözükse de- günümüze kadar hep sürdürmüştür. Seçim listelerinden birkaç sendikacı, Alevi ya da aydın bir insanı aday göstermesi ve yahut meclise taşıması bu partinin temel niteliğini asla değiştirmez. Batıdaki sosyal demokrat partiler işçi sınıfı tarafından kurulmuş olup; yöneticileri, kadroları ve programı işçi sınıfının bireylerinden ve taleplerinden oluşmuştur. Oysa CHP tam tersi devlet eliyle tepeden kurulmuş bir parti olarak günümüze kadar varlığını devam ettirmiştir. Ayrıca CHP’de tarihin değişmez yasası hep işlemektedir: Parti yöneticilerini ve milletvekillerini, devlet bürokrasisinin, orta ve büyük burjuvazinin içinden seçme tercihi. CHP 1960’lı yılların sonuna doğru “ortanın solu” anlayışını ortaya atarak, Türkiye İşçi Partisinin önünü kesmeye çalışmış, 1970’li yılların ikinci yarısında da “Karaoğlan” efsanesi ise yükselen devrimci ve sosyalist hareketi duraklatmaya çalışmıştır. 1995 ve 2007 aralığında ise tam anlamıyla Anayasa Mahkemesine ve TSK’ye yaslanan bir politikayı icra etmeyi doğru bulmuştur. CHP Genel Başkanının salı günleri mecliste kendi grubuna ve tabanına yönelik yapmış olduğu konuşmanın dışında kesinlikle pratik bir politik faaliyetin içinde olmamıştır. Bunun içinde, sokaklarda, fabrikalarda, varoşlarda, kadınlar ve öğrencilerin arasında esamesi okunmamaktadır. Zaten kadın, gençlik ve işçi örgütleri ya yoktur ya da artık işlemez haldedir. Son 22 Temmuz seçimlerinde Kürt illerinde ve başka alanlarda miting bile yapamayacak hale gelmiştir. Bunun somut nedenleri elbette vardı: Türkiye’de 1980’den sonra siyasi, sosyal ve kültürel olarak taşlar yerinden oynamıştır ve bir daha da yerine oturmamaktadır. Ama buna rağmen CHP, asla 1923 mantığını terk etmemektedir. Bu yüzden de 1990’ların başında CHP’den önce Kürt halkı ayrılmış daha sonrada sendikacılar ve işçi sınıfı kitlesel olarak bu partiyi terk etmeye başlamıştır. Günümüzde ise Aleviler CHP ile son hesaplaşma anına doğru ilerlemektedirler. Tarihin bir cilvesi olarak suni yapısı ve ağırlığı ile AKP, Alevilerin gerçek sorunlarına el atma çabasına girişirken, CHP ile rol değiştirmiştir. CHP’de ise durum tersine dönmüş, Sünni kökenden gelen Siyasal İslam’a göz kırpmaya başlamıştır. Cumhuriyet Halk Partisi, AKP’nin liberal ve pragmatik bir karakterine karşı, ne yazık ki başını Baykal’ın çektiği, oportünist bir anlayış ile karşı çıkmaktadır. Bu gün bu kaypak politik karşı atak “kara çarşaf” biçimiyle gündeme gelmiştir. Yarın mutlaka başka biçimlerde karşımıza çıkacaktır. Deniz Baykal kendisine yapılan eleştiriler karşısında “türban” a karşı kara çarşafı masum gösterme yoluna giderek. Kılık kıyafet yerine kafanın içindekine önem verdiğini belirtmiş, yaptığı politik hamleyi savunma yoluna gitmiştir. Burada bizce çok iyi hesap edilmiş, incelikli bir politika vardır. Bu hesaba göre; ekonomik kriz karşısında düşeceği çaresizlik ve Kürtlere karşı verdiği sözü yerine getiremeyen AKP’nin, yaklaşan yerel seçimlerde oy kaybına uğraması ihtimalidir. Baykal boşa çıkacak bu oylara göz dikmiştir. CHP yine oy avcılığı mantığı ile kitlelerin iş, ekmek, ibadet özgürlüğü ve barış taleplerini yerel seçimlerin sathi mahalline terk etmektedir. Bu yüzden CHP ne kara çarşafda samimidir ne de bir başka ortaya atacağı politik tavrında! Artık bu coğrafyada yaşayan ve ezilen kitleler, AKP ve CHP dışında, kendilerinden olan bir seçeneği mutlaka yaratmak zorundadır. atilla doğan September 04 Ez Tırkî Nizanim… Ez Tırkî Nizonon… Türkçe Bilmiyorum…Ez Tırkî Nizanim… Ez Tırkî Nizonon…Türkçe Bilmiyorum…
Yeni eğitim döneminin başlaması ile henüz 7 yaşındaki yüzbinler yaygın devlet
şiddetiyle hayatlarında ilk defa bu denli yoğun bir biçimde karşılaşacak, bu
şiddete bizzat maruz kalacak. Eğitim sisteminin öğrencileri normalleştirmeye,
iktidara tabi kılmaya ve karşı çıkanları cezalandırmaya yönelik genel ve yaygın
şiddetinin yanında okulların açılması ile birlikte bugüne kadar evlerinde ve
çevrelerinde yalnızca Kırmançeyi veya Zazacayı işitmiş, o dilleri konuşmuş, o
dillerde düşünmüş çocuklar henüz konuşmasını bilmedikleri Türkçe’yi okuyup
yazmaya zorlanacaklar. Alevi çocuklar ise bir kez daha zorunlu din derslerinde
Sünni öğretisini İslam’ın tek ve yegâne biçimi olarak kabul edip öğrenmeye
mecbur bırakılacak. Şiddeti silahlı çatışma ile özdeşleştirip barışı da
silahsızlanmadan ibaret olarak değerlendiren yüzeysel anlayışın gözden
kaçırdığı, ne var ki, aslında eğitim ve normalleştirme araçlarıyla kesintiz
süren çok daha yaygın ve etkin mikro tahakküm yöntemleri sessiz sedasız ve
sinsice hayatlarımızı biçimlendirmeye devam ediyor. Niçin her yıl
televizyonlarda ÖSS’de Hakkari’nin yine ‘maalesef’ en ‘başarısız’ il olduğunu
duyuyoruz? Niçin sağlık bakanlığının sadece Türkçe olarak yayımladığı tebliğleri
takip edemediği, hastanelerdeki Türkçe tabelaları okuyamadığı, doktorun Türkçe
söylevini anlamadığı için azarlanan ve azarlanmakla da kalmayıp tedaviden yoksun
bırakılanların cahil olmakla suçlandığına tanık oluyoruz? Niçin Türkçe’yi bölge
insanın aksanı ile konuşanların alay konusu olduğunu görüyoruz? Peki ya, ÖSS
Kürtçe yapıldığı taktirde en ‘başarısız’ ilin bu kez hangisi olacağını hiç
düşündük mü? Hastanelerdeki tüm tabelalar ve doktorlar anlamadığımız,
bilmediğimiz bir dili konuşsalardı kimin cahil olmakla suçlanıp tedaviden yoksun
kalacağını gözümüzün önüne getirdik mi? Veyahut kendimizi yabancı bir dilde
ifade etmeye çalışırken kullandığımız aksanın o dili ana dil olarak
kullananlarca alay konusu yapılması durumunda ne hissedeceğimiz tahayyül ettik
mi? Yeni öğretim yılı Türkiye’deki insanları cahaletten kurtarma şiarıyla bir
kez daha başladı. Ne var ki, insan sormadan edemiyor, esas cahil kim diye. Evet,
esas cahil olan kim? Yukarıdaki soruları ortaya atan, düzeni sorgulayan ve
kendilerine dayatılan zorunlu eğitim karşısında bocalayanlar mı yoksa bu ülkede
yüzbinlerce insanın kendi ana dili olmayan bir dilde eğitim görmeye mecbur
bırakıldığını bilmeyen, bilip de göz ardı eden, kendisini karşısındakinin yerine
koyacağı yerde yüzbinleri cahillikle suçlayanlar mı? Yazan: K. Murat Güney May 08 YOUTUBE'a girmece... HADİ YOUTUBE'A GİRELİM 1.yol:
http://www.gezginler.net/modules/mydownloads/visit.php?lid=6729 adresinden ultrasurf dosyasını inidirip u.exe dosyasını çalıştırın.karşınıza çıkan ie penceresindeki arama motoruyla gönül rahatlığıyla youtube ve benzeri engellenmiş mecralara girebilirsiniz.(yanlız windows 32 bit işletim sistemleri için geçerlidir) 2.yol:
- http://anonymouse.org/anonwww.html - http://anonymizer.nntime.com/ linklerinden istediğiniz mecralara gönül rahatlığıyla ulaşabilirsiniz
May 03 one of the best singer of all time!
ŞİVAN PERWER Şivan Perwer(pronunciation: Shivân Parwar) was born on September 23, 1955 in Sarıdam , Siverek. He is a Kurdish poet, writer, musical teacher, singer, and performer on the tembûr (lute). He is a leading Kurdish artist and is considered by many Kurds as the greatest Kurdish musician of all time. He captivates audiences not only by his charismatic and controversial personality, but above all his powerful, highly emotional voice and the hypnotic rhythm of his music. Şivan currently lives in exile after fleeing Turkey in 1976 because of his music. He holds several honorary doctorates in music.
April 29 ATAKÜRTAhmet Altan Mustafa
Kemal, Selanik’te degil de Musul’da dogmus bir Osmanli pasasi olsaydi
Kurtulus Savasi’ni Türklerle ve Kürtlerle birlikte gerçeklestirdikten
sonra kurulmasina önayak oldugu cumhuriyetin adini “Kürdiye
Cumhuriyeti” koysaydi, kendisi de Meclis karariyla “Atakürt” adini
alsaydi. |
frozen anarchisthasta la victoria siempre... |
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
Ziyaretiniz için teşekkürler./Thanx for your visit. Görüş, fikir ve yorumlarınızı buraya ekleyebilirsiniz.
|
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
|